İZ TV English İZ TV German İZ TV Français
18. Kanalda
Muhteşem Yenice Ormanları

Daha önce adını çok duymuştum. Giden herkesi büyüleyen bu yeri gerçekten de merak ediyordum.   Dost İsmail Şahinbaş,  dağ bisikleti yarışlarının bu bölgede yapılacağını söyleyince bu yolculuğa çıkmak istedim. Batı Karadeniz dağlarının içinde yer alan ve Karabük'e (dolayısıyla Safranbolu'ya) 30 km mesafede bulunan muhteşem Yenice Ormanları...


Nazım Alpman ve Emir Emirgil' den oluşan ekibime konaklayacağımız yer olan Safranbolu'da İsmail Şahinbaş da katıldı. Yolculuğumuz yaklaşık beş saat sürdü. Safranbolu yolculukları beni hep sevindirmiştir. Varacağınız yerin özel olduğunu biliyorsanız yolun keyfine diyecek yoktur. Bu kez bir başka özel yere daha gidecektim bu yüzden beş saatlik yol gerçekten keyifli sohbetlerle bezendi.


Safranbolu'yu özel kılan şeylerden biri de oraya ulaşmadan önce gördüğünüz berbat yapılaşma ve korkunç şehircilik anlayışının olduğu Karabük ve ardından da yeni Safranbolu'dan geçerek ulaşmanız. Doğasının ve mimari kültürünün bu kadar güçlü olduğu bölgeye herhalde daha kötü yerleşim alanı yapılamazdı. Zaten şehre girerken sizi dev Karabük Demir Çelik Fabrikası ve onun çevreye yaydığı kirlilik karşılıyor. Ardından Türkiye'nin bir çok yerinde görebileceğiniz mimari felaketle karşılaşıyorsunuz.  Aslında çirkin binaların arasında eğer coğrafi özelliklerini görebilirseniz Türkiye'nin en ilginç kaya oluşumlarının birisi üzerinde bulunduğunu fark edersiniz. Ama göremiyorum her taraf korkunç binalarla dolu diyorsanız biraz sabredin Safranbolu'ya doğru giderken bu oluşumları sık sık göreceksiniz.


Tarihi şehre girmeden önce mimarisi en az Karabük kadar çirkin Yeni Safranbolu'dan geçtik. Yeni Safranbolu'nun isminin değiştirilmesini öneriyorum. Gerçeğiyle hiç alakası olmayan bu beldeye başka bir isim verilsin ki Safranbolu ismi sadece güzellik ve hayranlıkla anılsın. 


Safranbolu'ya geldiğimizde muhteşem doğa ve onun üzerine inşa edilmiş Anadolu'nun en iyi korunan tarihi binalarına bir kez daha hayranlıkla baktık. Konaklayacağımız tarihi Cinci Han'da öğle yemeğimizi yedikten sonra Yenice'ye doğru yola koyulduk. Yenice Kaymakamı Mehmet Fatih Çiçekli'nin deyimiyle otuz km de otuz tünelden geçilerek ulaşılıyor Yenice'ye. Gördüğüm en güzel yollardan biri üzerinde yolculuğumuz otuz dakika kadar sürdü. Özellikle motorsiklet kullananlara şiddetle tavsiye edebileceğim muhteşem bir yol.


Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF), Avrupa'nın biyolojik çeşitlilik açısından en değerli ve acil olarak korunması gereken 100 orman alanı içinde Yenice Ormanlarını da tanımlamıştır. Yenice Ormanları’nda tropik bölgeler dışında dünyanın ender coğrafyalarında rastlanan çok çeşitli ağaç türleri, dünyada nadir görülen çap ve boya ulaşmış şekilde bir arada bulunuyor. Aynı zamanda bölge, kaybolmaya yüz tutmuş ekosistemleri ve türleri de barındırdığı için Tabiatı Koruma Alanı ilan edilmiştir.


Doğal yapısı itibariyle, kanyoning, çadırlı kamp, dağcılık, kaya tırmanışı, rafting gibi her türlü doğa sporuna elverişli olan Yenice’de, özellikle Şeker Kanyonu, kanyoning yapmaya elverişli olmasının yanı sıra, bu alana yapılan yürüyüş parkurları ile eşsiz doğa güzellikleri arasında sakin ve huzurlu yürüyüş ve bisiklet turu yapılabilir. Ayrıca Kanyonun kayalıkları kaya tırmanışına da uygun. Özellikle foto safari yapmak isteyenler için kaçırılmayacak bir yer. 
Kaymakamlık Kupası Dağ Bisikleti Yarışları, Yenice Ormanları içinde yer alan Şeker Kanyonu'nda yapıldı. Yarışlar bu muhteşem doğayı tanıtmak için Yenice Kaymakamlığı tarafından organize edildi. Bu tarz doğa yarışlarıyla etkinlikler düzenleyen Yenice Kaymakamı’nı gerçekten de tebrik etmek gerekiyor. Şehirlerin tanıtımlarının konserlerle yapılamayacağının farkına varmış ender yöneticilerden biri. Konserlere harcanan bütçelerin çok daha azına yapılan bu etkinlikler hem doğa severleri bir araya getiren bir etkinlik olması, hem de yöre halkının neden bu doğayı koruması gerektiğiyle ilgili bilincini arttırması nedeniyle çok önemli. Çünkü Türkiye'nin ve dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen kişilerin doğaya hayranlıklarını yerel halkın görmesi, bulunduğu coğrafyanın önemli olduğunun farkına vardıracak ve korumak için çabalamasını sağlayacaktır.


Bisiklet yarışlarında ilgimi çeken bir başka nokta organizasyonda özellikle güvenliğe dikkat edilmiş olmasıydı. Extrem spor organizasyonlarında, ülkemizde yapılan en büyük hata güvenliğin, kurtarma ve sağlık ekiplerinin fazla önemsenmemesi. Ancak bu tarz yarışların zaten ana fikri adrenalin ve tehlikedir. Geçenlerde yapılan Uluslararası Trabzon Havacılık Festivali'nde ters rüzgara kapılarak göle düşen ve 20 dakika sonra müdahale edilebilen (kurtarma botunun yakıtının bittiği iddia ediliyor) genç bir yamaç paraşütçüsü arkadaşımızı kaybettik. Ancak burada organizasyon ekibinin zekasıyla bu güvenlik sorunu fazlasıyla çözülmüştü. 6 ilden 60 kişilik Özel Medikal Kurtarma Ekibinin (UMKE) kamp ve eğitim çalışmaları bu yarışma gününe denk getirilmişti. Yerel görevlilerle birlikte bu sayı yaklaşık 70 kişiye ulaşmıştı. Ayrıca 2 ambulans, 6 UMKE sağlık kurtarma aracı da olabilecek kazalara karşı hazır bulunuyordu. Yarışın en zor parkurunda 500 metrede 2 kurtarma ekibi hazır bekliyordu. Yani bir yarışmacıya bir sağlık kurtarma personeli düşüyordu. Darısı diğer organizasyonların başına!


Yarışma oldukça keyifli geçti. Halkın sporcularla kaynaşması beni çok etkiledi. Sporcular bu muhteşem doğada yarışmanın çok özel bir deneyim olduğundan bahsettiler. Yarışı benim gözümde herkes kazandı. Sporcular, hakemler, organizasyon ekibi, kaymakam, Yenice halkı ve en önemlisi muhteşem Yenice...

Vedat ATASOY



Facebook     Twitter     Delicious     Digg     Friendfeed     Buzzla